goxel38
01.08.2008, 15:51
Fan-Etik'in bu haftaki konusu, Anadolu takımlarının şampiyonluk mücadelesinide taraftarın kulüplere desteği....
1.8.2008
Anadolu’dan bir takımın 4 büyükleri zorlamasından keyif almayan futbolseverle çok az karşılaştık. Sivas’ın geçen seneki performansı, Yiğido’ları herkesin ikinci takımı yapmamış mıydı?
Türkiye’deki futbolun geçmişi, gelir dağılımdaki eşitsizlik, win win sonucu başarılı olan kulüplerin Anadolu’da taraftar sayısını o şehrin takım taraftarlarından ileriye taşımadı mı?
Yapılan araştırmalar Trabzon dışında hiçbir ilde o şehir takımının taraftar sayısının büyüklerden fazla olmadığını ortaya koyuyor... Böylelikle merchandaizing geliri de büyükler lehine artı bir fayda sağlamaya devam ediyor.
Rekabet etmek için bilinç gerekiyor, gücün varsa kulübe katkı da gerekiyor ama önce futbolu sevmek gerek!
Futbolla ilgileniyoruz ama futbolu sevmiyoruz...
Saygıdeğer bir takım
Kayserispor Başkanı Recep Mamur nihayet saygıdeğer bir takım yapmayı başardı. Kadroda da, başarıda da bir istikrar sağladı. Takım ligi 2 sene üst üste ilk beşte tamamlarken, geçen sene de tarihinde ilk kez Türkiye Kupası’nı kazandı...
Mamur’un planı, bu sene olmazsa önümüzdeki sene zirveye oynayan bir takım yaratmaktı. 2 yıldızını direnerek 2 sene satmadı. Gökhan’ı satış sebebi de para değil, gol kralı yaptıkları futbolcunun ayrılma konusundaki ısrarıydı.
Yıldızları satmıyorlar
Ellerinde bir yıldız daha var. Mehmet Topuz. Bugün “satıyorum” derse 10 milyon Euro’nun üstünde bir parayı kulübün kasasına koyar, sonra da keyfine bakar. Yalnız Topuz mu?
Mehmet Eren, Aydın, Saidou, Toledo’yu da satmadılar. Hatta sakat olan Cangele’yi de satmadılar. İngiltere’den 2, Arjantin’den 1, Portekiz’den 1 toplam 4 yabancı ve gelecek vaadeden 10 tane de genç oyuncu aldılar. Ne için, kim için?
Satmıyor, şehri için. Alıyor, kulübün hem bugünü hem geleceği için... 15 bin kapasiteli kale arkası 50 YTL’den, 10000 kapasiteli maraton 200 YTL’den, 1000 tane de 5000 YTL’den koltuk var...
Sanayi kentine yakışmıyor
Kayseri Anadolu’nun göbeğindeki sanayi kenti... 1100 fabrikası, kent merkezinde 1 milyon 200 bin nüfusu, ülke ortalamasının üstünde kişi başına düşen gelire sahip.
Kombinelerini satışa çıkarttılar. 183 tane maratondan, 242 kale arkasından toplam 425 kombine satılmış...
Kale arkası ve maraton tribünlerinin sezonluk fiyatı tam 50 YTL... Üstelik 3 taksit!
Fırsatın farkında değiller
10 paket sigara ücretine bir sezon boyu Sarı-Kırmızılar’ın Kayseri’deki tüm maçlarını seyretme fırsatı...
Satılan bilet sayısı 425...
Stadın en güzel yerlerinin sezonluk fiyatı 5 bin YTL. 1000 tane kombinenin biri satılmamış. 1 tanesi bile.. Bin 100 başarıyla çalışan fabrika var, pahalı kabul edilebilecek yerden satılan kombine sayısı 0!
Hadi pahalı kombineleri bırakalım bir kenara.
50 YTL’ye Fenerbahçe’yi, Galatasaray’ı, Beşiktaş’ı, Trabzonspor’u, Kayserispor’un yenebileceği ligdeki diğer 13 takımı, UEFA ve Türkiye Kupası maçlarını seyretme fırsatı var, Kayseri gibi büyük bir sanayi kentinde satılan kombine bilet sayısı 425!
425 taraftar, ya da 425 futbolsever!
4 büyükleri tutanlar için de fırsat
Kayseri’de yaşayıp da 4 büyük olarak adlandırılan kulüp sempatizanları için bile kaçırılmayacak bir fırsat.
Senede minumum bir kez takımın gelecek. Bilet fiyatı o müsabakada en az 100 YTL olacak. Mesela bir Fenerbahçeli Guiza, Alex, Lugano, Gökhan ve diğer tüm futbolcularını en az bir kere seyredecek. Futbolsever ise Arda, Servet, Ümit, Lincoln, Kewell, Bobo, Tello, Delgado, Holosko, Cisse, Gökhan Ünal, Selçuk, Hüseyin, Colman, Umut ve diğerlerini de...
Kaçırılmayacak 20 maç
Yenseler de, yenilseler de çok zevkli 20 maç için 10 paket sigara parası ayırmayan Kayseri kentinde futbol sevilen bir oyun olabilir mi?
Mamur, Mehmet Topuz’u satmıyor. Kim için, ne için?
Kayserispor zirveyi hedefliyor. Kimle?
Futbolu sevmeyen, şehrinin gururu olan, tanıtımına büyük katkı sağlayan kulüplerine sahip çıkmayan, aidiyet duygusunu geliştirmemiş taraftarla mı?
Olur!
Anadolu’da örnekleri çok
Kayserispor çok önemli bir örnek. İlk aklımıza gelen Bursaspor, Ankaragücü, Eskişehirspor, Göztepe ve Karşıyaka dışında kulübüne güç katan, rakipler üzerinde saygı uyandıran Anadolu takımını hatırlamakta da zorlanıyoruz.
Biliyoruz ki durum en önemli heyecanı hafta sonunda oynanan maçlar olan Denizli’de de, Sivas’ta da, 4 Ankara kulübünde de, Gaziantep’te de, Antalya’da da diğer yerlerde de, Bank Asya ve diğer liglerde de Kayseri örneğindeki gibi. “Taraftarlar” sezon için 50 YTL vererek kulübüne değil ancak takımına sahip çıkar. Ve bunun için taraftar olmaya bile gerek yok, futbolsever olmak yeter.
Bu nasıl bir iddia!
Çağdaş ve başarılı kulüpler dünyanın her yerinde bilet gelirlerini toplam bütçenin yüzde 25’ine kadar taşıyabilmişken, Fenerbahçe 28, Galatasaray 11, Trabzonspor 16 bin kombine bilet satmışken, yayın gelir dağılımında yarı yarıya gerideyken, ürün satışında büyüklere göre yüzde 10’larda, 5’lerde, 3’lerde kalmışken Kayserispor’un şampiyonlukta iddiası ya da devamlılığı söz konusu olabilir mi?
Taraftarsız olur mu?
Mamur, Mehmet Topuz’u satmıyor. Kim için, ne için?
Kayserispor zirveyi hedefliyor.
Kimle?
(Anadolu’da benzer koşullarda kulübüne destek olmaktan kaçınan diğer takım taraftarları da kendine sorsun. “Ben futbolsever miyim? Ben kulübümü seviyor muyum? Asıl ben bu kulübe layık bir taraftar mıyım?”)
Hukuk tıkandı
Hukuğun işlemediği bir düzende huzurdan bahsedilebilir mi?
Yaklaşık 300 dosya, 300 insan karar bekliyor.
Fan-etik sayfamızda senelerdir, “Kötü yönetim şiddettir” der dururuz... Çünkü öyle!
Bir de klişe vardır; “Geciken adalet, adalet değildir” diye. O da doğru.
Aklımızın bir kenarında takılmış kalmış ve takibi yapılmamış sorular vardı. Cevabını öğrenmeye çalışırken tahmin ettiğimizden de vahim bir tabloyla karşılaştık...
Olayları kişiler temelinde değil sistem temelinde ele aldığımız için yalnızca olayları yazacağız...
X kulübünde çalışan (adı da Ali olsun) teknik direktör alacaklarını tahsil edemediği için sözleşmesini tek taraflı fesheder. Dosya yeni kurallar gereği şubatta kurulan ‘Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na gider. Karar teknik direktör lehine çıkar. Konu hala Tahkim’de. Muhtemelen Ali orada da kazanacak ama parasını en erken, o da alacaklı olduğu kulüp ara transferde transfer yapmaya kalkarsa ocak ayında alacak!
Kimin için sistem!
Futbol ailesine (futbolcu, teknik adam vs) borcu olan kulüplere transfer yasağı var. Yersek!
X kulübü transferini bitirdi. Yani atı alan Üsküdar’ı geçti... Sistem yavaş ve çoğunlukla kulüpler (oy verenler) lehine çalıştığı için Ali bekleyecek!
Ya da bir başkası. Veli... Tam tersi ve ender rastlanan örneklerden biri! Veli yüksek bir peşinat aldıktan sonra kendisi açısından haklı bir sebeple fesih işlemini yapıyor. Kulüp itiraz ediyor. Peşinatını geri istiyor. Hukuk Veli’yi tazminat ödemeye mahkum ediyor.
Ve en son yasaya eklenen bir karardan yararlanarak konu CAS’a taşınıyor. Tahkimimizi olması gerektiği gibi yapılandırıp yabancı futbolcu ve kulüp problemlerini de Türkiye’de çözmek varken, bir Türk çalışan ile bir Türk kulübün probleminde son karar CAS’a bırakılıyor!
Karar Veli’nin aleyhine çıksa, Veli borcunu ödeyene kadar çalışamayacak. Çalışıyor. Çünkü ortada kesin karar yok. Belki de kulüp mağdur!
“Neden bitmiyor, ne kadar yavaş çalışıyorsunuz” diye sorduk. “Bu düzende bundan fazlası olamaz” dediler.
Öğrendik ki; 2006/07 yılından kalmış, daha kapağı kaldırılmamış 300’e yakın dosya varmış. “Yok” dedik, olamaz. “Doğru” dediler.
300 futbolcu, aileleriyle birlikte bin 200 kişi, 100 kulüp karar bekliyor. Kapakları açılmamış, kararları yazılmamış, duruşmaları, tebligatları yapılmamış, karara bağlanmamış 300 dosya...
UÇK (Uyuşmazlık Çözüm Kurulu) öncesi, dosyalar hukuk kurulunda incelenir, yönetim kurulunda karara bağlanır, tahkimde sonuçlanırdı. O dönemde bakılmayan dosyalar şimdi hukuk kurulu tarafından özetle UÇK’ya gönderiliyor, dosyaya hakim olamayan UÇK üyeleri tarafından karara bağlanıyor, tekrar hukuk kuruluna gönderiliyor. Oradan yönetime, oradan gerekirse tahkime vs...
Geçen yönetim de, bu yönetim de belli ki, kulüpleri kollamış, kolluyor.
Hukuk kurulu dosyaya ve şikayete boğulmuş, insanlarsa karar bekliyor!
Milyonlarca, belki de 10 milyonlarca dolarlık kararlar, personel organizasyon yetersizliğinden bekliyor, suistimal yapanlar yapmaya devam ediyor.
Türkiye’de futbol şahane yönetiliyor!
Bu dosyaların tüm gün mesaiyle, 7-8 kişilik futbol hukukunda uzman bir avukat kadrosuyla, mümkünse yazışmaları azaltıp taraflar arasında uzlaşma sağlayarak ancak sezon sonuna kadar bitebileceği söyleniyor.
Ayrıca UÇK’ya da onlarca yeni dosya yağıyor. Haftada maksimum 2 gün toplanan, huzur hakkı olarak yalnızca 300 YTL alan, kendi ofislerinde bunun en ez 10-20 katını kazanan kişiler günde kaç dosya karara bağlayabilirler?
Takipçisi olacağız
Federasyonu yönetenler kulüplerin menfaatleriyle birlikte, futbolcuların haklarını da korumak zorunda. Seçimi beklemeden!
Kötü yönetim şiddettir.
Bir tek futbolcu, hakkı yenilmiş, hakkı teslim edilmemiş bir tek futbolcu uykusuzken, yönetici sıfatıyla, huzurla dolaşılamaz.
Organizasyon, beklemeden, tepeden tırnağa revize edilmeli. Kurumda çalışan profesyonellerin görüşleri de alınarak, hakları da geliştirilerek ve gerekiyorsa yeni personel istihdam ederek en babayiğit dosya 3 ayda karara bağlanabilmeli.
Geç gelen adalet adalet değildir!
Takipçisi olacağız... fanatik.com.tr
((BİRAZ ALAY EDER GİBİ OLMAMIŞMI ARKADAŞLAR
1.8.2008
Anadolu’dan bir takımın 4 büyükleri zorlamasından keyif almayan futbolseverle çok az karşılaştık. Sivas’ın geçen seneki performansı, Yiğido’ları herkesin ikinci takımı yapmamış mıydı?
Türkiye’deki futbolun geçmişi, gelir dağılımdaki eşitsizlik, win win sonucu başarılı olan kulüplerin Anadolu’da taraftar sayısını o şehrin takım taraftarlarından ileriye taşımadı mı?
Yapılan araştırmalar Trabzon dışında hiçbir ilde o şehir takımının taraftar sayısının büyüklerden fazla olmadığını ortaya koyuyor... Böylelikle merchandaizing geliri de büyükler lehine artı bir fayda sağlamaya devam ediyor.
Rekabet etmek için bilinç gerekiyor, gücün varsa kulübe katkı da gerekiyor ama önce futbolu sevmek gerek!
Futbolla ilgileniyoruz ama futbolu sevmiyoruz...
Saygıdeğer bir takım
Kayserispor Başkanı Recep Mamur nihayet saygıdeğer bir takım yapmayı başardı. Kadroda da, başarıda da bir istikrar sağladı. Takım ligi 2 sene üst üste ilk beşte tamamlarken, geçen sene de tarihinde ilk kez Türkiye Kupası’nı kazandı...
Mamur’un planı, bu sene olmazsa önümüzdeki sene zirveye oynayan bir takım yaratmaktı. 2 yıldızını direnerek 2 sene satmadı. Gökhan’ı satış sebebi de para değil, gol kralı yaptıkları futbolcunun ayrılma konusundaki ısrarıydı.
Yıldızları satmıyorlar
Ellerinde bir yıldız daha var. Mehmet Topuz. Bugün “satıyorum” derse 10 milyon Euro’nun üstünde bir parayı kulübün kasasına koyar, sonra da keyfine bakar. Yalnız Topuz mu?
Mehmet Eren, Aydın, Saidou, Toledo’yu da satmadılar. Hatta sakat olan Cangele’yi de satmadılar. İngiltere’den 2, Arjantin’den 1, Portekiz’den 1 toplam 4 yabancı ve gelecek vaadeden 10 tane de genç oyuncu aldılar. Ne için, kim için?
Satmıyor, şehri için. Alıyor, kulübün hem bugünü hem geleceği için... 15 bin kapasiteli kale arkası 50 YTL’den, 10000 kapasiteli maraton 200 YTL’den, 1000 tane de 5000 YTL’den koltuk var...
Sanayi kentine yakışmıyor
Kayseri Anadolu’nun göbeğindeki sanayi kenti... 1100 fabrikası, kent merkezinde 1 milyon 200 bin nüfusu, ülke ortalamasının üstünde kişi başına düşen gelire sahip.
Kombinelerini satışa çıkarttılar. 183 tane maratondan, 242 kale arkasından toplam 425 kombine satılmış...
Kale arkası ve maraton tribünlerinin sezonluk fiyatı tam 50 YTL... Üstelik 3 taksit!
Fırsatın farkında değiller
10 paket sigara ücretine bir sezon boyu Sarı-Kırmızılar’ın Kayseri’deki tüm maçlarını seyretme fırsatı...
Satılan bilet sayısı 425...
Stadın en güzel yerlerinin sezonluk fiyatı 5 bin YTL. 1000 tane kombinenin biri satılmamış. 1 tanesi bile.. Bin 100 başarıyla çalışan fabrika var, pahalı kabul edilebilecek yerden satılan kombine sayısı 0!
Hadi pahalı kombineleri bırakalım bir kenara.
50 YTL’ye Fenerbahçe’yi, Galatasaray’ı, Beşiktaş’ı, Trabzonspor’u, Kayserispor’un yenebileceği ligdeki diğer 13 takımı, UEFA ve Türkiye Kupası maçlarını seyretme fırsatı var, Kayseri gibi büyük bir sanayi kentinde satılan kombine bilet sayısı 425!
425 taraftar, ya da 425 futbolsever!
4 büyükleri tutanlar için de fırsat
Kayseri’de yaşayıp da 4 büyük olarak adlandırılan kulüp sempatizanları için bile kaçırılmayacak bir fırsat.
Senede minumum bir kez takımın gelecek. Bilet fiyatı o müsabakada en az 100 YTL olacak. Mesela bir Fenerbahçeli Guiza, Alex, Lugano, Gökhan ve diğer tüm futbolcularını en az bir kere seyredecek. Futbolsever ise Arda, Servet, Ümit, Lincoln, Kewell, Bobo, Tello, Delgado, Holosko, Cisse, Gökhan Ünal, Selçuk, Hüseyin, Colman, Umut ve diğerlerini de...
Kaçırılmayacak 20 maç
Yenseler de, yenilseler de çok zevkli 20 maç için 10 paket sigara parası ayırmayan Kayseri kentinde futbol sevilen bir oyun olabilir mi?
Mamur, Mehmet Topuz’u satmıyor. Kim için, ne için?
Kayserispor zirveyi hedefliyor. Kimle?
Futbolu sevmeyen, şehrinin gururu olan, tanıtımına büyük katkı sağlayan kulüplerine sahip çıkmayan, aidiyet duygusunu geliştirmemiş taraftarla mı?
Olur!
Anadolu’da örnekleri çok
Kayserispor çok önemli bir örnek. İlk aklımıza gelen Bursaspor, Ankaragücü, Eskişehirspor, Göztepe ve Karşıyaka dışında kulübüne güç katan, rakipler üzerinde saygı uyandıran Anadolu takımını hatırlamakta da zorlanıyoruz.
Biliyoruz ki durum en önemli heyecanı hafta sonunda oynanan maçlar olan Denizli’de de, Sivas’ta da, 4 Ankara kulübünde de, Gaziantep’te de, Antalya’da da diğer yerlerde de, Bank Asya ve diğer liglerde de Kayseri örneğindeki gibi. “Taraftarlar” sezon için 50 YTL vererek kulübüne değil ancak takımına sahip çıkar. Ve bunun için taraftar olmaya bile gerek yok, futbolsever olmak yeter.
Bu nasıl bir iddia!
Çağdaş ve başarılı kulüpler dünyanın her yerinde bilet gelirlerini toplam bütçenin yüzde 25’ine kadar taşıyabilmişken, Fenerbahçe 28, Galatasaray 11, Trabzonspor 16 bin kombine bilet satmışken, yayın gelir dağılımında yarı yarıya gerideyken, ürün satışında büyüklere göre yüzde 10’larda, 5’lerde, 3’lerde kalmışken Kayserispor’un şampiyonlukta iddiası ya da devamlılığı söz konusu olabilir mi?
Taraftarsız olur mu?
Mamur, Mehmet Topuz’u satmıyor. Kim için, ne için?
Kayserispor zirveyi hedefliyor.
Kimle?
(Anadolu’da benzer koşullarda kulübüne destek olmaktan kaçınan diğer takım taraftarları da kendine sorsun. “Ben futbolsever miyim? Ben kulübümü seviyor muyum? Asıl ben bu kulübe layık bir taraftar mıyım?”)
Hukuk tıkandı
Hukuğun işlemediği bir düzende huzurdan bahsedilebilir mi?
Yaklaşık 300 dosya, 300 insan karar bekliyor.
Fan-etik sayfamızda senelerdir, “Kötü yönetim şiddettir” der dururuz... Çünkü öyle!
Bir de klişe vardır; “Geciken adalet, adalet değildir” diye. O da doğru.
Aklımızın bir kenarında takılmış kalmış ve takibi yapılmamış sorular vardı. Cevabını öğrenmeye çalışırken tahmin ettiğimizden de vahim bir tabloyla karşılaştık...
Olayları kişiler temelinde değil sistem temelinde ele aldığımız için yalnızca olayları yazacağız...
X kulübünde çalışan (adı da Ali olsun) teknik direktör alacaklarını tahsil edemediği için sözleşmesini tek taraflı fesheder. Dosya yeni kurallar gereği şubatta kurulan ‘Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na gider. Karar teknik direktör lehine çıkar. Konu hala Tahkim’de. Muhtemelen Ali orada da kazanacak ama parasını en erken, o da alacaklı olduğu kulüp ara transferde transfer yapmaya kalkarsa ocak ayında alacak!
Kimin için sistem!
Futbol ailesine (futbolcu, teknik adam vs) borcu olan kulüplere transfer yasağı var. Yersek!
X kulübü transferini bitirdi. Yani atı alan Üsküdar’ı geçti... Sistem yavaş ve çoğunlukla kulüpler (oy verenler) lehine çalıştığı için Ali bekleyecek!
Ya da bir başkası. Veli... Tam tersi ve ender rastlanan örneklerden biri! Veli yüksek bir peşinat aldıktan sonra kendisi açısından haklı bir sebeple fesih işlemini yapıyor. Kulüp itiraz ediyor. Peşinatını geri istiyor. Hukuk Veli’yi tazminat ödemeye mahkum ediyor.
Ve en son yasaya eklenen bir karardan yararlanarak konu CAS’a taşınıyor. Tahkimimizi olması gerektiği gibi yapılandırıp yabancı futbolcu ve kulüp problemlerini de Türkiye’de çözmek varken, bir Türk çalışan ile bir Türk kulübün probleminde son karar CAS’a bırakılıyor!
Karar Veli’nin aleyhine çıksa, Veli borcunu ödeyene kadar çalışamayacak. Çalışıyor. Çünkü ortada kesin karar yok. Belki de kulüp mağdur!
“Neden bitmiyor, ne kadar yavaş çalışıyorsunuz” diye sorduk. “Bu düzende bundan fazlası olamaz” dediler.
Öğrendik ki; 2006/07 yılından kalmış, daha kapağı kaldırılmamış 300’e yakın dosya varmış. “Yok” dedik, olamaz. “Doğru” dediler.
300 futbolcu, aileleriyle birlikte bin 200 kişi, 100 kulüp karar bekliyor. Kapakları açılmamış, kararları yazılmamış, duruşmaları, tebligatları yapılmamış, karara bağlanmamış 300 dosya...
UÇK (Uyuşmazlık Çözüm Kurulu) öncesi, dosyalar hukuk kurulunda incelenir, yönetim kurulunda karara bağlanır, tahkimde sonuçlanırdı. O dönemde bakılmayan dosyalar şimdi hukuk kurulu tarafından özetle UÇK’ya gönderiliyor, dosyaya hakim olamayan UÇK üyeleri tarafından karara bağlanıyor, tekrar hukuk kuruluna gönderiliyor. Oradan yönetime, oradan gerekirse tahkime vs...
Geçen yönetim de, bu yönetim de belli ki, kulüpleri kollamış, kolluyor.
Hukuk kurulu dosyaya ve şikayete boğulmuş, insanlarsa karar bekliyor!
Milyonlarca, belki de 10 milyonlarca dolarlık kararlar, personel organizasyon yetersizliğinden bekliyor, suistimal yapanlar yapmaya devam ediyor.
Türkiye’de futbol şahane yönetiliyor!
Bu dosyaların tüm gün mesaiyle, 7-8 kişilik futbol hukukunda uzman bir avukat kadrosuyla, mümkünse yazışmaları azaltıp taraflar arasında uzlaşma sağlayarak ancak sezon sonuna kadar bitebileceği söyleniyor.
Ayrıca UÇK’ya da onlarca yeni dosya yağıyor. Haftada maksimum 2 gün toplanan, huzur hakkı olarak yalnızca 300 YTL alan, kendi ofislerinde bunun en ez 10-20 katını kazanan kişiler günde kaç dosya karara bağlayabilirler?
Takipçisi olacağız
Federasyonu yönetenler kulüplerin menfaatleriyle birlikte, futbolcuların haklarını da korumak zorunda. Seçimi beklemeden!
Kötü yönetim şiddettir.
Bir tek futbolcu, hakkı yenilmiş, hakkı teslim edilmemiş bir tek futbolcu uykusuzken, yönetici sıfatıyla, huzurla dolaşılamaz.
Organizasyon, beklemeden, tepeden tırnağa revize edilmeli. Kurumda çalışan profesyonellerin görüşleri de alınarak, hakları da geliştirilerek ve gerekiyorsa yeni personel istihdam ederek en babayiğit dosya 3 ayda karara bağlanabilmeli.
Geç gelen adalet adalet değildir!
Takipçisi olacağız... fanatik.com.tr
((BİRAZ ALAY EDER GİBİ OLMAMIŞMI ARKADAŞLAR